Rehber bu linkte:
Şizofreni tedavisi gören bireylerin toplumsal yaşama katılımını desteklemek amacıyla bu blog projesini gerçekleştirdik. Bu projemizde, şizofreni tanısı almış bireyleri desteklemenin yanında, konu hakkında bilgilendirici içerikler sunarak şizofreni hakkındaki önyargıların kırılmasını amaçlıyoruz.
Merhaba,
Bipolar Bozukluk tedavisi gören bireylere destek amaçlı Türkiye Psikiyatri Derneği 'nin hazırladığı rehber linkini paylaşıyoruz. Bu linkte deprem sonrası tedavi süreci ile ilgili dikkat edilmesi gerekenler çok güzel bir şekilde aktarılmış.
https://psikiyatri.org.tr/TPDData/Uploads/files/Bipolar_bozukluk_hastalarina_bilgilendirme.pdf
Yukarıdaki link Türkiye Psikiyatri Derneği'nin web sitesine sizi yönlendirecek. Deprem ve Ruh Sağlığı konusunda kapsamlı ve yalın bilgilerle hazırlanmış bu içerik için emeği geçenlere çok teşekkür ederiz.
Depremde hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Yaşam mücadelesi veren insanlarla dayanışmamızın günden güne güçlenmesini umuyoruz.
Saygılarımızla
10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü 2022 Ortak Bildirgesi
Ruh Sağlığını ve Ruhsal İyilik Halini Küresel Bir Öncelik Haline Getirelim
Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü temasını 2022 yılı için "Ruh Sağlığını ve Ruhsal İyilik Halini Küresel Bir Öncelik Haline Getirelim" olarak belirlemiştir.
Pandemi, savaşlar, göçler ve iklim değişikliklerinin etkileri ile sarsıldığımız birkaç yılın ardından bütün bu olayların ruh sağlığı ve ruhsal iyilik hali üzerinde önemli sonuçları olduğuna hep birlikte tanık olduk. Bu dönemde intihar düşüncesi olan insanların sayısı artış gösterdi. Tüm bunların yanında damgala(n)ma ve ayrımcılık sosyal hayata dahil olmanın, nitelikli sağlık hizmetine erişimin önünde engel olmaya devam etmektedir. Bu nedenle ruh sağlığını ve ruhsal iyilik halini küresel olarak bir öncelik haline getirme zorunluluğu doğdu.
Günümüzde bazı iyi gelişmelerin olduğunu biliyoruz. Hem genel hem de hedefe yönelik müdahaleler ile psikiyatrik bozuklukların önlenmesinin mümkün olduğuna dair kanıtlar gün geçtikçe artmaktadır. Bu müdahalelerin psikiyatrik bozukluğu olan kişilerin yaşam kalitesini arttırdığını da gözlemliyoruz. Bu gelişmeler ışığında toplumda koruyucu, önleyici ruh sağlığı müdahalelerine öncelik verilmesi gerekmektedir. Bu konudaki farkındalığı arttırmak için hepimiz üzerimize düşeni yapmalıyız.
COVID-19 salgını ruh sağlığı hizmetleri de dahil olmak üzere birçok sağlık sisteminin hazırlıksız olduğunu gösterdi. Sağlık çalışanlarının ruh sağlığı ve iyilik hali pandemiden etkilendi. Yaşadığımız deneyim kriz zamanlarında sağlık sisteminin sağlık çalışanlarını desteklemeye ve korumaya yönelik mekanizmalarla güçlendirilmesi gerektigini ortaya koydu.
Yalnız sağlık sistemi değil, çağdaş ekonomik sistemler de küresel sorunlarla başa çıkmakta yetersiz kaldı. Bu kriz dönemlerinde çalışanların ruh sağlığını destekleyecek düzenlemelerin eksikliği hissedildi. Bu eksikliğin giderilmesi için iş ortamları ve çalışma koşulları çalışanların ruh sağlığını destekleyecek şekilde düzenlenmelidir. Egzersiz, iyi beslenme, gıdaya erişimin yaygınlaştırılması gibi sağlığın sosyal belirleyicilerini bir araya getiren, ruh sağlığına olumlu etki yapan hedeflerin konulmasına ve calisma sürelerinin düzenlenip çalısma ortamlarinin insanileşmesine ihtiyaç vardır. Diğer taraftan günümüzde performans veya teşvik adı altında sağlık alanında çalışma huzuru ve barışını bozacak, adeta sağlık çalışanlarını birbirine rakipmiş gibi gösterecek, çok kısa muayene süreleri ile sağlık hizmeti talebini arttırarak hastalara nitelikli sağlık hizmeti sunmaya engel olacak uygulamaların devam ettiği görülmektedir. Sağlık otoritelerini bu uygulamalardan bir an önce vazgeçmeye çağırıyoruz.
Açlığa ve yoksulluğa son vermek, sağlıklı ve kaliteli bir yaşamı güvence altına almak, herkes için nitelikli eğitim sağlamak, toplumsal cinsiyet eşitliğini ve kadınların güçlenmesini sağlamak, iklim krizi ile mücadele etmek gibi küresel hedeflere ancak toplumun ruh sağlığını iyileştirmeye yönelik önemli yatırımlar yapılırsa ulaşılabilir.
Pandemi sürecinde tüm ulusların COVID-19 ile ilişkili ruh sağlığı krizine ve COVID-19’un uzun süreli etkilerine hazırlıklı olmadıklarını gördük. 2020 yılından bu yana, pandemi ile birlikte sağlık hizmeti sunumundaki eşitsizlik daha da derinleşti. Yalnızca pandemi nedeniyle yaşananlar değil, iklim krizinin neden olduğu afetler ve enerji krizi, savaş ve tüm dünyada baş gösteren ekonomik zorluklar, gündelik hayattaki stresi baş etmesi güç düzeylere çıkardı. Kronik ruhsal hastalığı olanlar, kadınlar, çocuklar ve yaşlılar, yoksullar, hükümlüler, cinsel kimliği ve yönelimi nedeniyle olağan koşullarda da damgalamaya ve ayrımcılığa maruz kalan gruplar, göçmenler ve mültecilerin yaşadığı ruhsal zorlanmalar pandemi ile daha da arttı. Bu koşullarda, ayrımcılık, damgalanma ve nefret söylemine maruz bırakılan grupların sağlıklı ve güvenli bir yaşam sürebilmelerini sağlayacak yeni politikalara acil olarak ihtiyacımız vardır.
Önümüzdeki dönemde "Ruh Sağlığı Yasası" sadece ruh sağlığı çalışanlarını veya ruhsal hastalıkları olan kişileri değil tüm toplumu yakından ilgilendirecek çok önemli bir konu olarak ele alınmalı. Bilimsel, özgürlükçü, önleyici, koruyucu, insana yaraşır koşullarda ruh sağlığı hizmeti sunulmasını sağlayacak, hasta veya hizmet alan merkezli ve hak temelli bir "Ruh Sağlığı Yasası"nın ülkemize en kısa sürede kazandırılması gerekmektedir.
2022 yılı Dünya Ruh Sağlığı Günü için ilan edilen "Ruh Sağlığını ve Ruhsal İyilik Halini Küresel Bir Öncelik Haline Getirelim" sloganı, yaşadığımız küresel zorlukların karşısında toplumumuzu ve dünyayı daha iyi yaşanılabilir bir yer haline getirme çabalarımızı yeniden canlandırma fırsatı sunmaktadır.
Bir yol ayrımındayız. Doğru yolu seçmek zorundayız.
Bipolar Yaşam Derneği Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği
Lityum Derneği Psikiyatri Hemşireleri Derneği
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği
Şizofreni Dernekleri Federasyonu
Türk Nöropsikiyatri Derneği Türk Psikologlar Derneği
Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Türkiye Psikiyatri Derneği
Türkiye Sinir ve Ruh Sağlığı Derneği
10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü Ortak Açıklaması
İntihar (özkıyım) tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunudur. Türkiye İstatistik Kurumu 2020 verilerine göre, ülkemizde 2009-2019 yılları arasında toplam 34.571 kişi intihar sonucu hayatını kaybetmiştir1. İntihar girişim hızlarının bu sayının çok daha üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. İntihar girişim sıklığı kadınlarda, tamamlanmış (ölümle sonuçlanmış) intihara bağlı ölümler ise erkeklerde daha fazla görülmektedir 2. Tamamlanmış intiharlarda hem ölen bireyin yakınlarında hem de toplumda olumsuz ruhsal etkiler ortaya çıkmaktadır.
İntihar sonucu ölüm, genellikle ölmeyi dilemek, intiharı düşünmek, intihar planları yapmak ve intihar girişimlerinden başlayan bir dizi sürecin son adımıdır. Bu nedenle intihar düşüncesi/niyeti olan kişilerin erken dönemde bir ruh sağlığı profesyoneline müracaatı, intiharın önlenmesi için önemlidir. Bugün intihar olgularının büyük bir kısmına bir ruhsal hastalığın eşlik ettiği bilinmektedir. Bu nedenle ruhsal şikayetleri olan kişilerin profesyonel bir yardım alması, ruhsal hastalıkların erken dönemde saptanması, intihar riski olan bireylerin uygun şekilde tedavi edilmesi intiharın önlenmesinde koruyucu ruh sağlığı açısından çok önemlidir3 .
İntihar için risk etmenleri
İntiharın önlenmesi için risk etkenlerinin belirlenmesi gerekir. Bu risk etkenleri ile ilgili çok sayıda araştırma yapılmıştır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verileri incelendiğinde gençler ve ileri yaştaki kişilerde intihar riskinin yüksek olduğu görülmektedir. İntihar ve intihar girişimlerinin en çok 15 -25 yaş arasındaki gençlerde görüldüğü saptanmıştır4. Daha önce intihar girişiminde bulunmuş olmak da intihar davranışı için çok önemli bir risk etmenidir. İntihar sonucu ölenlerin yarısı daha önce en az bir kez, yaklaşık dörtte biri ise önceki yıl intihar girişiminde bulunmuştur. Bu durum intihar girişimi sonrası bu kişilerin düzenli olarak takip ve tedavi altına alınmasının önemini göstermektedir5.
Yüksek gelirli ülkelerde intihar ile ruhsal bozukluklar arasındaki (özellikle depresyon) ilişki bilinmekle birlikte aslında birçok intihar maddi sorunlar, ayrılık, kronik ağrı ve hastalık gibi, kişinin stresle başa çıkmasının bozulduğu durumlarda tetiklenebilmektedir. Ayrıca afet, şiddete ve istismara maruz kalmak, kayıp yaşamak gibi durumlar da intihar ile yüksek oranda ilişkilidir. İntihar oranları mülteciler, göçmenler, LGBTİ bireyler gibi ayrımcılığa maruz kalan azınlık gruplarında daha fazla gözlenmektedir6,7. Azınlık gruplara yönelik ayrımcılıkla mücadele etmek, kişilerin yaşamsal zorlanmalarında bir çıkış yolu olarak intiharı düşünmeleri yerine çözüm yolları geliştirmelerine olanak sağlamak, eşlik eden ruhsal hastalıkları tedavi etmek intiharı önlemede etkili olacaktır.
İntiharın genel ve sosyal medyada yer alması sırasında uyulması gerekenler
İntiharı önleme çok boyutlu düşünülmesi gereken bir sorundur. Sosyal medya kullanımının çok arttığı günümüzde intiharın medyada popüler bir haber başlığı altında yer alması, haberde kullanılan özendirici ya da kahramanlaştırıcı dil, haberde intihar yöntemiyle ilgili ayrıntılı bilgilerin olması özellikle ergenler ve gençlerde intihar riskini artırabilir. Bu nedenle DSÖ medyada intihar haberlerinin nasıl verilmesi gerektiği ile ilgili bir kılavuz yayımlamıştır ve sorumlu habercilikte bu kılavuzda yer alan önerilere uyulması önem taşımaktadır8.
Sonuç olarak görülmektedir ki; intiharla mücadele bireysel ve toplumsal olarak, devletlerin de içinde yer aldığı çok boyutlu, büyük oranda önlenebilir bir halk sağlığı sorunudur. İntihar için risk etkenlerinin şeffaf olarak belirlenmesi, bu risk etkenlerinin azaltılarak koruyucu önlemlerin artırılması, toplumun intiharla ilgili farkındalık sahibi olması, intihar için riskli gruplara planlı, etkili ve sürdürülebilir ruhsal yardımın sağlanması intiharın önlenmesinde etkili olacaktır.
10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü – Harekete geçerek umut yaratmak!
2003 yılından bu yana 10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü’nde Uluslararası İntiharı Önleme Derneği ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından belirlenen bir tema çerçevesinde toplumun dikkati intihar davranışına çekilmektedir. İntihara dikkat çekmek, intiharla ilişkili tedaviye erişimin de önüne geçebilen damgalanmayı azaltmak, intiharla ilgili farkındalığı artırmanın amaçlandığı bu günde meslek örgütleri, dernekler, hükümetler ve toplumun birlikte yapılabilecekleri hakkında tüm dünyaya ortak bir mesaj verilmektedir.
Bu yıl için belirlenen “harekete geçerek umut yaratmak” teması, bizlere intiharın bir çözüm yolu olmadığını, intihar davranışı yerine yapabileceklerimizin olduğunu anımsatıyor ve intihara karşı hepimize güven ve umut vermeyi amaçlıyor. Bizler Bipolar Yaşam Derneği, Lityum Derneği, Şizofreni Dernekleri Federasyonu, İntiharı Önleme Derneği ve Türkiye Psikiyatri Derneği olarak intiharla mücadelede umutsuz ve yalnız olunmadığını vurgulamak isteriz. 10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü’nde, Türkiye Psikiyatri Derneği ve İntiharı Önleme Derneği işbirliği ile hazırlanan çevrim içi programda intihar için risk faktörlerini, bireysel ve toplumsal olarak intiharı önlemek için yapabileceklerimizi konuşacağız. Harekete geçmek için belki de ilk adım olacak bu toplantımıza katılımlarınızı bekliyoruz.
Saygılarımızla,
Bipolar Yaşam Derneği
İntiharı Önleme Derneği
Lityum Derneği
Şizofreni Dernekleri Federasyonu
Türkiye Psikiyatri Derneği
KAYNAKLAR:
1. Türkiye İstatistik Kurumu İstatistik Veri Portalı. Erişim adresi: https://data.tuik.gov.tr/Search/Search?text=intihar&dil=1. Erişim tarihi: 05 Eylül, 2022.
2. 4. Chang Q, Yip PSF, Chen Y-Y. Gender inequality and suicide gender ratios in the world. J Affect Disord 2019; 243:297–304.
3. Bachmann, S. (2018). Epidemiology of suicide and the psychiatric perspective. International Journal of Environmental Research and Public Health, 15(7), 1-23.
4. World Health Organization. (2014). Preventing suicide: A global imperative. World Health Organization. ISBN: 9789241564779
5. Perez, V. W. (2005). The Relationship Between Seriously Considering, Planning, and Attempting Suicide in the Youth Risk Behavior Survey. Suicide and Life-Threatening Behavior, 35(1), 35–49.
6. Kaniuka, A., Pugh, K. C., Jordan, M., Brooks, B., Dodd, J., Mann, A. K., & Hirsch, J. K. (2019). Stigma and suicide risk among the LGBTQ population: Are anxiety and depression to blame and can connectedness to the LGBTQ community help?. Journal of Gay & Lesbian Mental Health, 23(2), 205-220.
7. Krug EG, Mercy JA, Dahlberg LL, et. al. (2002). World report on violence and health - World Health Organization. The Lancet, 360, 1083–1088.
8. World Health Organization. (2017). Preventing suicide-a resource for media professionals. Erişim adresi: https://apps.who.int/iris/handle/10665/258814 Erişim tarihi : 05 Eylül, 2022.